PERSONEL KANUNU İÇERİSİNDE DEĞERLENDİRİLMESİNİ İSTEDİĞİMİZ TEKLİFLERİMİZ:

 

KANUN TEKLİFİ HAKKINDA, KAMU YARARINA BAZI DEĞERLENDİRMELERİN ÖZETİ
1. Eğer mümkün ise “Uzman Erbaşların Yaş Hadlerinin 52 olarak” belirlenmesi, Yaş Haddinin 55 olarak
belirlenmesi halinde ise, hak ettikleri fiili hizmet zammı sürelerinin bu 55 yaşından indirilmesine ve isteyenlerin 52
yaşında emekli olabilmelerine imkan tanınması,
2. Son sözleşme yenileyebilme yaşının belirlenmesi konusunda, 1986 yılında yürürlüğe giren 3269 sayılı
kanunda yerine getirilmesi ön görülen görev ve hizmetlerin 30 yaş ve altındaki insan gücüne göre belirlendiğinin göz
önüne alınması ile birlikte, 20-22 yaşındaki personelden beklenecek görev ve hizmetlerin 52-55 yaşındaki
personelden de aynı şekilde beklenilmesine meydan vermeyecek bazı iyileştirmelerin yapılmasının zaruri olduğunun
görülmesi, bu iyileştirme ve düzenlemeler kapsamında;
a. Göreve alımların yani istihdamın; Milli Savunma Üniversitesi ile Jandarma ve Sahil Güvenlik
Akademisi kaynaklı olarak en az 1 (bir) yıl süreli mesleki okul eğitimi sonrası yapılmasının,
b. En az “Lise Mezuniyeti” şartı aranmasının ve bunun esnetilmemesinin,
c. Göreve ilk başlangıcın “Uzman Çavuş Rütbesi” ile olmasının, Uzman Onbaşı istihdamına son
verilerek, “Uzman Erbaş ifadesinin, Uzman Çavuş olarak” değiştirilmesinin,
d. Kadro görev yerlerinin “Onbaşı-Çavuş” kadrolarından ayrılarak, “Uzman Çavuş” Kadrolarının
açılması ve bu kendi kadro görev yerlerine atanmalarının,
e. Kıdemlerinin Rütbeden sayılması ile profesyonelleşmenin önünün açılmasının, böylece statü
içerisinde bir hiyerarşi ve düzen oluşmasının sağlanmasının, rütbelerinin örneğin; “Uzman Çavuş, Uzman Kıdemli
Çavuş, Uzman Üst Çavuş, Uzman Kıdemli Üst Çavuş, Uzman Baş Çavuş, Uzman Kıdemli Baş Çavuş” gibi
düzenlenmesinin,
f. Teknik ve kritik devamlılık arz eden önemli özel görevler için istihdam edilen Uzman Erbaşların; görev
tanımlarının ve hizmet şartlarının çerçevesinin net olarak belirlenmesinin ve bu özel istihdam amaçlarına göre
görevlendirmeler yapılmasının sağlanmasının,
g. Nöbet, Atama, Özlük hakları konusunda genel çerçevenin yönetmeliklerle net olarak belirlenerek
uygulama birliği sağlanmasının
h. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinde düzenleme yapılmasının, hastalıklar çizelgesinde Uzman Erbaşlara da
yer verilerek, gerekli hallerde sınıf değişikliği hakkı tanınmasının,
i. 40 yaş üstü personel için, Hastalanması halinde 3 ay hava değişimi/istirahat süresi sınırı aranmamasının,
j. 40 yaş üstü personelin tümünün fiziki ve ruhsal güç ve gençlik isteyen tüm görev ve faaliyetlerden
muaf tutulmasının sağlanmasının, bu durumdaki personel için uygun kadro görevlerinin belirlenmesinin,
k. Uzman Erbaşların, Sözleşmeli geçici statüde değil, Kadrolu daimi statüde istihdamının sağlanmasının
kamuya maddi bir yük getirmeyeceğinin ve profesyonelleşmeye çok büyük katkı sağlayacağının göz önüne
alınmasının,
l. İlk görevlendirme ve istihdam, kadrolu daimi statüde değil de sözleşmeli statüde yapılmaya
devam edilecek ise; 4 tam yıl sözleşmeli geçici statüde görev yapanların, daha sonra kadrolu daimî statüde istihdam
edilmesinin, eğer 4 tam yıl olmaz denilir ise en fazla, 10 tam yıl görev yapanların daha sonra kadrolu daimî statüde
istihdam edilmesinin, sağlanması gibi birçok elzem ve gerekli düzenlemeye ihtiyaç olduğunun,
3. İçişleri Bakanlığımıza bağlanan Komutanlıklarımızda görevli Uzman Erbaşların “tabi olduğu mevzuat
maddelerinin neler olduğu” konusunun netleştirilmesinin sağlanmasının, mesela T.S.K. İç Hizmetleri
Yönetmeliğine mi? Yoksa Jandarma ve Sahil Güvenlik Hizmet Esasları Yönetmeliğine mi? Yoksa her ikisine
birden mi? Tabi olduklarının açıklığa kavuşturulmasının,
4. Tüm 5434 sayılı kanuna tabi İştirakçilerin, özelde ise Uzman Erbaşların, Emeklilik yaşının 23.05.2002
tarihindeki KALAN hizmet sürelerine göre belirlenmesi gerektiğinin vurgulanmasının,
5. Diğer Sosyal Güvenlik Kanunlarına tabi çalışanlarda olduğu gibi, 5434 sayılı kanuna tabi tüm iştirakçiler
için de, yaptıkları borçlanma sürelerinin sigorta giriş tarihlerini öne çekebilmesinin sağlanmasının,
6. 45 yaş sınırı nedeniyle 1 ve 2’nci dereceye düşemeyen tüm Uzman Erbaşlara da bu imkanın verilmesinin,
7. 5434 sayılı kanun kapsamında malulen emekli olanlar ile 5510 sayılı kanun kapsamında malulen
emekli olanlar arasındaki maaş ve tazminat farkının giderilmesinin, “adi malul” isminin “sağlık malulü” olarak
değiştirilmesinin, 5434 sayılı kanuna göre malulen emekli olanlar gibi, 5510 sayılı kanuna göre malulen emekli
olanlarında, Sosyal Güvenlik Kanunlarına tabi olarak çalışabilmelerine ve dolayısıyla ailelerini geçindirebilme
mücadelelerine destek olunmasının,
Devletimize ve ilgili çalışanlara, yani aslında “Kamuya” yarar sağlayacağını düşündüğümüzü arz
etmek isteriz.

 

 

22 OCAK 2021 TARİHLİ VE ESAS NO:2/346 SAYILI KANUN TEKLİFİ HAKKINDA, ÇOK
ÖNEMLİ GÖRÜLEN, KAMU YARARINA BAZI DEĞERLENDİRMELER
Çok değerli Millet Vekillerimiz tarafından Gazi Meclisimize sunulan “Türk Silahlı Kuvvetleri
Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”; başta Uzman Çavuşlar
olmak üzere, ilgili tüm kesimlerde büyük bir heyecan, taktir ve sevince sebep olmuştur. Bu kanun teklifinin
hazırlanmasında emeği geçen tüm değerli Devlet Büyüklerimize ve kıymetli Vekillerimize canı gönülden
teşekkür ederiz. Allah Devletimize zeval vermesin, emeği geçen ve vesile olan herkesten razı olsun.
Bahse konu kanun teklifinin; hem Devletimize hem de ilgili personele, dolayısıyla Kamuya yararının
daha da arttırılmasını sağlayabilmek adına, tamamen iyi niyetler ile bazı görüş ve önerilerimizi sizlere arz
etmek istiyoruz.
Teklif; Komisyonlardan ve Meclisimiz Genel Kurulundan geçerek kanunlaşmadan önce, ilgili
Komisyon Üyelerimize, Millet Vekillerimize ve yetkili Devlet Büyüklerimize, bu özet değerlendirmemizin
iletilmesini sağlayacak, dolayısı ile hem Devletimize hem de ilgili personele olan yararın artmasına vesile
olacak herkese şimdiden teşekkürü borç biliriz. “Bir hayra vesile olan, o hayrı kendi işlemiş gibidir” sözü
gereğince hayra vesile olanlar, bu iyiliklerinin ecrini fazlasıyla görsün dileriz.
Konu hakkında arz etmek istediklerimizin Özeti başlıklar halinde kısaca şu şekildedir:
1. Eğer mümkün ise “Uzman Erbaşların Yaş Hadlerinin 52 olarak” belirlenmesi, Yaş Haddinin 55
olarak belirlenmesi halinde ise, hak ettikleri fiili hizmet zammı sürelerinin bu 55 yaşından indirilmesine
ve isteyenlerin 52 yaşında emekli olabilmelerine imkân tanınması,
2. Son sözleşme yenileyebilme yaşının belirlenmesi konusunda, 1986 yılında yürürlüğe giren 3269
sayılı kanunda yerine getirilmesi ön görülen görev ve hizmetlerin 30 yaş ve altındaki insan gücüne göre
belirlendiğinin göz önüne alınması ile birlikte, 20-22 yaşındaki personelden beklenecek görev ve
hizmetlerin 52-55 yaşındaki personelden de aynı şekilde beklenilmesine meydan vermeyecek bazı
iyileştirmelerin yapılmasının zaruri olduğunun görülmesi, bu iyileştirme ve düzenlemeler kapsamında;
a. Göreve alımların yani istihdamın; Milli Savunma Üniversitesi ile Jandarma ve Sahil
Güvenlik Akademisi kaynaklı olarak en az 1 (bir) yıl süreli mesleki okul eğitimi sonrası yapılmasının,
b. En az “Lise Mezuniyeti” şartı aranması ve bunun esnetilmemesinin,
c. Göreve ilk başlangıcın “Uzman Çavuş Rütbesi” ile olmasının, Uzman Onbaşı istihdamına
son verilerek, “Uzman Erbaş ifadesinin, Uzman Çavuş olarak” değiştirilmesinin,
d. Kadro görev yerlerinin “Onbaşı-Çavuş” kadrolarından ayrılarak, “Uzman Çavuş”
Kadrolarının açılması ve bu kendi kadro görev yerlerine atanmalarının,
e. Kıdemlerinin Rütbeden sayılması ile profesyonelleşmenin önünün açılmasının, böylece
statü içerisinde bir hiyerarşi ve düzen oluşmasının sağlanmasının, rütbelerinin örneğin; “Uzman Çavuş,
Uzman Kıdemli Çavuş, Uzman Üst Çavuş, Uzman Kıdemli Üst Çavuş, Uzman Baş Çavuş, Uzman
Kıdemli Baş Çavuş” gibi düzenlenmesinin,
f. Teknik ve kritik devamlılık arz eden önemli özel görevler için istihdam edilen Uzman
Erbaşların; görev tanımlarının ve hizmet şartlarının çerçevesinin net olarak belirlenmesinin ve bu özel
istihdam amaçlarına göre görevlendirmeler yapılmasının sağlanmasının,
g. Nöbet, Atama, Özlük hakları konusunda genel çerçevenin yönetmeliklerle net olarak
belirlenerek uygulama birliği sağlanmasının
h. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinde düzenleme yapılmasının, hastalıklar çizelgesinde Uzman
Erbaşlara da yer verilerek, gerekli hallerde sınıf değişikliği hakkı tanınmasının,
i. 40 yaş üstü personel için, Hastalanması halinde 3 ay hava değişimi/istirahat süresi sınırı
aranmamasının,
j. 40 yaş üstü personelin tümünün fiziki ve ruhsal güç ve gençlik isteyen tüm görev ve
faaliyetlerden muaf tutulmasının sağlanmasının, bu durumdaki personel için uygun kadro görevlerinin
belirlenmesinin,
k. Uzman Erbaşların, Sözleşmeli geçici statüde değil, Kadrolu daimî statüde istihdamının
sağlanmasının kamuya maddi bir yük getirmeyeceğinin ve profesyonelleşmeye çok büyük katkı
sağlayacağının göz önüne alınmasının,
2
l. İlk görevlendirme ve istihdam, kadrolu daimî statüde değil de sözleşmeli statüde yapılmaya
devam edilecek ise; 4 tam yıl sözleşmeli geçici statüde görev yapanların, daha sonra kadrolu daimî
statüde istihdam edilmesinin, eğer 4 tam yıl olmaz denilir ise en fazla, 10 tam yıl görev yapanların daha
sonra kadrolu daimî statüde istihdam edilmesinin, sağlanması gibi birçok elzem ve gerekli düzenlemeye
ihtiyaç olduğunun,
3. İçişleri Bakanlığımıza bağlanan Komutanlıklarımızda görevli Uzman Erbaşların “tabi olduğu
mevzuat maddelerinin neler olduğu” konusunun netleştirilmesinin sağlanmasının, mesela T.S.K. İç
Hizmetleri Yönetmeliğine mi? Yoksa Jandarma ve Sahil Güvenlik Hizmet Esasları Yönetmeliğine mi?
Yoksa her ikisine birden mi? Tabi olduklarının açıklığa kavuşturulmasının,
4. Tüm 5434 sayılı kanuna tabi İştirakçilerin, özelde ise Uzman Erbaşların, Emeklilik yaşının
23.05.2002 tarihindeki KALAN hizmet sürelerine göre belirlenmesi gerektiğinin vurgulanmasının,
5. Diğer Sosyal Güvenlik Kanunlarına tabi çalışanlarda olduğu gibi, 5434 sayılı kanuna tabi tüm
iştirakçiler için de, yaptıkları borçlanma sürelerinin sigorta giriş tarihlerini öne çekebilmesinin
sağlanmasının,
6. 45 yaş sınırı nedeniyle 1 ve 2’nci dereceye düşemeyen tüm Uzman Erbaşlara da bu imkânın
verilmesinin,
7. 5434 sayılı kanun kapsamında malulen emekli olanlar ile 5510 sayılı kanun kapsamında malulen
emekli olanlar arasındaki maaş ve tazminat farkının giderilmesinin, “adi malul” isminin “sağlık
malulü” olarak değiştirmesinin, 5434 sayılı kanuna göre malulen emekli olanlar gibi, 5510 sayılı kanuna
göre malulen emekli olanlarında, Sosyal Güvenlik Kanunlarına tabi olarak çalışabilmelerine ve
dolayısıyla ailelerini geçindirebilme mücadelelerine destek olunmasının,
Devletimize ve ilgili çalışanlara, yani aslında “Kamuya” yarar sağlayacağını
düşündüğümüzü arz etmek isteriz.
Yukarıda yer alan özet konular kapsamında ilgili Kanun teklifi maddelerine dair, çok önemli ve yararlı
olduğunu düşündüğümüz bazı değerlendirme ve açıklamalarımız aşağıda olduğu gibidir.
1. Kanun Teklifinin 3’üncü Maddesi ile Uzman Erbaşlar için de yaş haddi hakkı verilecek olması çok
yerinde ve doğru bir uygulama olmuştur. Ancak, 5434 sayılı kanunun 40’ıncı maddesinde görüleceği gibi,
örneğin Binbaşılarımızın yaş haddi 52, Astsubay Başçavuşlarımızın yaş haddi 49 olarak yer
almaktayken, aşağıda arz etmeye çalışacağımız gerekçeler ile, Uzman Erbaşların yaş haddinin de 55 yaş yerine
en fazla 52 yaş olarak belirlenmesinin birçok açıdan daha yararlı olacağı değerlendirilmektedir.
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin devamlılık arz eden, teknik ve kritik kadro görevlerinde istihdam edilen
ve yerine getirdikleri görevlerin birçoğunun fiziki ve ruhsal kabiliyetler yönünden çok zor şartlar içerdiği
Uzman Erbaşlık mesleğinin belli bir yaştan sonra icrasında bazı zorluklar yaşanması doğaldır. Her mesleğin
kendi şartlarına özel olan bu yaş haddi hakkı, icra ettikleri görevler ve statüleri göz önüne alınarak “Uzman
Erbaşların durumlarına özel olarak” düzenlenirse daha yararlı olacaktır.
1986 yılında yürürlüğe giren 3269 sayılı kanun da; sözleşme uzatılabilecek son yaşın 30 olarak
belirlendiği, icra edilecek görevlerin ve statünün de bu yaşa göre ayarlandığı bilinmektedir. Ancak daha
sonra bu 30 yaş sınırı, 35 yaşına daha sonra 45 yaşına en son olarak ise 52 yaşına çıkarılmış ve bugüne kadar
gelinmiştir. Sözleşme uzatılabilecek yaş 30 yaşından, zaman içinde 52 yaşına yükseltilirken Uzman
Erbaşların görev şartlarında ve statülerinde ilk günden bu yana hemen hemen hiçbir değişiklik
yapılmamıştır. Yani görev yapılabilecek yaş 30’dan 52 yaşına çıkarılmış ancak, 30 yaşın altındaki insan
gücüne yönelik planlanan aynı görevlerin 52 yaşındaki personelden de beklenir olduğu görülmüştür.
Şimdi ise Emeklilik problemiyle karşılaşan Uzman Erbaşların çok önemli bir sorunu çözülürken, başka
sorunlarının artmasına neden olunacağı da gözden kaçırılmamalıdır. Bu 5434 sayılı kanuna 55 yaş haddi hakkı
ilavesi ile doğal olarak, sözleşme yenileme yaşının da 55 olması planlanmıştır. Ancak yukarda kısaca arz
etmeye çalıştığımız gibi, görev şartları ve statüsü 30 yaş ve altına göre ayarlanan Uzman Erbaşların sözleşme
yenileyebilme yaşı 52 yaşından, 55 yaşına çıkarılırken yine bu çok önemli konunun ihmal edildiği
görülmektedir.
3
Kısaca bugün, 20 yaşındaki bir Uzman Erbaş ile 52 yaşındaki bir Uzman Erbaş arasında
kendisinden beklenen, görevler, sağlık yetenekleri, fiziki ve ruhsal dinçlik ile statüsü yönünden bir fark yoktur.
Bu düzenleme ile; dün olduğu gibi yarın da, 20 yaşında ilk defa göreve başlayacak bir Uzman Erbaştan
beklenecek teknik, kritik operasyonel birçok görev ile fiziki ve ruhsal dinçlik, 55 yaşındaki 30-35 yıldır
görevde olan bir Uzman Erbaştan aynı şekilde beklenilecek ve istenilecektir.
Bu icra edilen teknik ve kritik, operasyonel kadro görevleri içerisinde örneğin, tim personeli, tank ve
zırhlı araç kullanıcısı, tanksavar (milan, tow) kullanıcısı, kurbağa/balık adam, topçu, havancı, keskin nişancı,
gemi branş görevlileri, komando, paraşütçü, ağır bakım/onarım görevlileri ….gibi,
Bu ve benzeri birçok aktif fiziki kabiliyet gerektiren, teknik ve kritik görevlerin belli bir yaştan sonra
faal olarak icrasının ne kadar zor olacağı tahmin edilebilir. Yani, yaş haddi 55 olarak belirlenecek ve son
sözleşme yenileme-görev yapabilme yaşı da 55 olacak Uzman Erbaşların, çalışma ve görev koşul ve şartları
da düzeltilmeli statünün mevzuat içinde konumu netleştirilmelidir.
Eğer görev ve statü şartları 1986 yılındaki gibi bırakılacak ve iyileştirilmeden sadece yaş haddi
hakkı verilecekse, hiç olmaz ise bu yaş haddi hakkının 52 yaş olarak belirlenmesi, yani zaten 52 olan son
sözleşme yenileme yaşının daha da uzatılmaması, böylece daha önceden 30 yaşından, 52 yaşına
uzatılması ile yapılan eksik ve yanlış bazı düzenlemelerin tekrar etmemesi daha yararlı olacaktır. Yine
de bu yaş haddi 55 kalacak denilir ise; hiç olmazsa Uzman Çavuşların “hak ettikleri fiili hizmet
zammı sürelerinin en fazla 3 yıl olacak şekilde yarısının, bu 55 yaş hadlerinden düşülerek,
isteyenlerin 52 yaşında emekli olabilmesinin sağlanması çok yararlı olacaktır.
2. Kanun Teklifinin 27’nci Maddesi ile son sözleşme yenileme yaşı 5434 sayılı kanunda belirtilen yaş
haddi olarak ifade edilmiştir. Yukarıdaki yaş haddi konusundaki açıklamalarımız kapsamında bu yaş haddinin
en fazla 52 olması, eğer son görev yapma yaşı 55 yaş olarak belirlenecek ise;
a. Göreve alımların yani istihdamın; Milli Savunma Üniversitesi ile Jandarma ve Sahil Güvenlik
Akademisi kaynaklı olarak en az 1 (bir) yıl süreli mesleki okul eğitimi sonrası yapılmasının,
b. En az “Lise Mezuniyeti” şartı aranması ve bunun esnetilmemesinin,
c. Göreve ilk başlangıcın “Uzman Çavuş Rütbesi” ile olması, Uzman Onbaşı istihdamına son
verilerek, “Uzman Erbaş ifadesinin, Uzman Çavuş olarak” değiştirilmesinin,
d. Kadro görev yerlerinin “Onbaşı-Çavuş” kadrolarından ayrılarak, “Uzman Çavuş” Kadrolarının
açılması ve bu kendi kadro görev yerlerine atanmalarının,
e. Kıdemlerinin Rütbeden sayılması ile profesyonelleşmenin önünün açılmasının böylece statü
içerisinde bir hiyerarşi ve düzen oluşmasının sağlanmasının, rütbelerinin örneğin, “Uzman Çavuş, Uzman
Kıdemli Çavuş, Uzman Üst Çavuş, Uzman Kıdemli Üst Çavuş, Uzman Baş Çavuş, Uzman Kıdemli Baş
Çavuş” gibi düzenlenmesinin,
f. Teknik ve kritik devamlılık arz eden önemli özel görevler için istihdam edilen Uzman Erbaşların;
görev tanımlarının ve hizmet şartlarının çerçevesinin net olarak belirlenmesinin ve bu özel istihdam amaçlarına
göre görevlendirmeler yapılmasının sağlanmasının,
g. Nöbet, Atama, Özlük hakları konusunda genel çerçevenin yönetmeliklerle net olarak belirlenerek
uygulama birliği sağlanmasının
h. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinde düzenleme yapılmasının, hastalıklar çizelgesinde Uzman
Erbaşlara da yer verilerek, gerekli hallerde sınıf değişikliği hakkı tanınmasının,
i. 40 yaş üstü personel için, Hastalanması halinde 3 ay hava değişimi/istirahat süresi sınırı
aranmamasının,
j. 40 yaş üstü personelin tümünün fiziki ve ruhsal güç ve gençlik isteyen tüm görev ve faaliyetlerden
muaf tutulmasının sağlanmasının, bu durumdaki personel için uygun kadro görevlerinin belirlenmesinin,
k. Uzman Erbaşların, Sözleşmeli geçici statüde değil, Kadrolu daimi statüde istihdamının
sağlanmasının kamuya maddi bir yük getirmeyeceğinin ve profesyonelleşmeye çok büyük katkı
sağlayacağının göz önüne alınmasının,
l. İlk görevlendirme ve istihdam, kadrolu daimi statüde değil de sözleşmeli statüde yapılmaya
devam edilecek ise; 4 tam yıl sözleşmeli geçici statüde görev yapanların, daha sonra kadrolu daimî statüde
istihdam edilmesinin, eğer 4 tam yıl olmaz denilir ise en fazla, 10 tam yıl görev yapanların daha sonra kadrolu
4
daimî statüde istihdam edilmesinin, sağlanması gibi birçok elzem ve gerekli düzenlemeye ihtiyaç olduğunun
dikkate alınmasında çok yarar vardır.
Eğer bu ve benzeri iyileştirmeler, düzenlemeler yapılmadan yaş haddi 55 olarak belirlenirse,
önceden yapılan hatanın tekrar edileceğinin göz önüne alınmasıyla hiç olmaz ise yaş haddinin 52 olarak
tespit edilmesinde çok yarar olacağı göz önüne alınmalıdır.
Yine de bu yaş haddi 55 kalacak ise; Bilindiği üzere hali hazır uygulamada; 5434 sayılı kanunun
39’uncu maddesine göre Fiili Hizmet Zammı (yıpranma) süresinin, 3 yılı geçmemek üzere yarısı
Emeklilikte tabi olunan yaştan indirilmektedir. 5434 sayılı kanunun 40’ıncı maddesinde yazılı yaş
hadlerinden de, bu hak edilen fiili hizmet zammı süresinin yarısının, en fazla 3 yıl olarak indirilmesi çok yararlı
olacaktır.
Bu kapsamda, Uzman Çavuşların “hak ettikleri fiili hizmet zammı sürelerinin en fazla
3 yıl olacak şekilde yarısı, bu 55 yaş hadlerinden de indirilerek, isteyenlerin 52 yaşında emekli
olabilmesi sağlanırsa çok daha yararlı olacaktır.
Örneğin; Emeklilikte 60 yaşına tabi olan, 28 yıl fiili hizmetine karşılık, 7 yıl Fiili Hizmet Zammı Hak
eden bir Astsubay Kıdemli Başçavuş personelin, bu 7 yıl fiili hizmet zammı süresinin sadece 3 yılı tabi
olduğu yaşından indirilerek 57 yaşında emeklilik hak edebilecektir.
5434 sayılı kanunun 40’ıncı maddesine göre mesleki olarak 55 yaş haddi hakkı olan bu personelin,
emeklilik yaşındaki hak ettiği Fiili Hizmet Zammı Süresinin indirilme etkisi, bu 55 yaş haddinde de
indirilmez ise, bunun bir anlamı kalmayacak “yani fhz süresinin tabi olduğu yaştan indirilme etkisi yok
sayılmış” olacak, yararı ortadan kalkacaktır. Bu nedenle bu personelin Emeklilikte tabi olduğu 60 yaşından
indirilen bu 3 yılın, tabi olduğu 55 mesleki yaş haddinden de indirilmesi daha uygun olacaktır. Böylece bu
personel, 52 yaşına geldiğinde emeklilik hak etmiş olacak, isterse 55 yaş haddine kadar görevine devam
edebilecektir.
Ayrıca, kanunda yer verilen fiili hizmet zammı süresi hakkının, icra edilen görevlerin zorlukları
ve belli bir yaştan sonra bu görevlerin yerine getirilmesindeki güçlükler nedeni ile iştirakçilere tanındığı göz
önüne alındığında, bu hak edilen fiili hizmet (yıpranma) sürelerinin, Emeklilik yaş hadlerinden tam olarak
indirilmesinin sağlanması daha yararlı olacaktır. 5434 sayılı kanunu 39’uncu maddesinde; bu sürenin
yarısının en fazla 3 yıl olacak şekilde tabi olunan yaştan indirileceği hükmü yer almakta olup, bu
durumun fiili hizmet zammı süresinin “EMEKLİLİK YAŞINDA çalışanlara sağladığı pozitif etkiyi”
büyük ölçüde yok ettiği görülmektedir.
m. Bu 27 inci madde içinde yer alan diğer önemli bir hususta, 3269 sayılı kanuna eklenmesi ön görülen
aşağıda yazılı fıkranın, bazı hukuki sorunlara yol açabileceğinin değerlendirilmemesidir.
“Olağan üstü hal veya terörle mücadeleden kaynaklanan zorunlu hallerde ihtiyaç duyulanların
sözleşme süreleri, talebe bakılmaksızın, ilgisine göre Kuvvet Komutanı, Jandarma Genel Komutanı, Sahil
Güvenlik Komutanının onayını müteakip 5434 sayılı Kanunda belirtilen yaş hadlerine kadar birer yıl süreyle
uzatılabilir.”
Bu fıkradaki, “5434 sayılı kanunda belirtilen yaş hadleri” ifadesi çoğul kullanılmıştır. Burada 55
olarak ön görülen yaş haddinin mi? yoksa seferberlik yaş haddi olan 60 yaş haddinin mi? kastedildiğinin net
olarak belirtilmesinde yarar vardır. Ayrıca “zorunlu hallerde ihtiyaç duyulanların” ifadesindeki bu “zorunlu
hallerin neler olabileceğinin” belirtilmesinde de yarar vardır. Buradaki en sorunlu görülen kısım ise “talebe
bakılmaksızın” ifadesindedir. Burada “Uzman Erbaşın sözleşmesini gerçekten yenileyemeyecek durumda
olmasına neden olacak, geçerli mücbir bir sebebi olması halinde”, kendisi istemese de sözleşmesinin
yenilenebilecek ve göreve devam etmeye mecbur bırakılacak olması, “mücbir sebebin” durumuna göre
Anayasal ilkelerimiz ve hukukun genel kuralları ile çelişebilir.
5
n. Kanun Teklifinin 28’nci Maddesi İle Sadece Komando branşındaki 40 yaş üstü personelin başka
uygun kadro görev yerine atanması ön görülmüştür. Oysaki komando branşı ile birlikte, aynı zorluktaki teknik
ve kritik birçok başka görevler icra eden Uzman Erbaşlar da bu kapsamda göz önüne alınmalıdır.
Zaten 3269 sayılı kanunun bu 16’ncı maddesinin ilk paragrafına bakıldığında komando branşında 4
fiili yıl hizmet eden personelin başka bir sınıfta istihdamına imkân verildiği görülmektedir. Bu nedenle, teknik
ve kritik, operasyonel kadro görevleri içerisinde komando branşı gibi örneğin; tim personeli, tank ve zırhlı araç
kullanıcısı, tanksavar (milan, tow) kullanıcısı, kurbağa/balık adam, topçu, havancı, keskin nişancı, gemi branş
görevlileri, paraşütçü, ağır bakım/onarım görevlileri ve benzeri birçok aktif fiziki kabiliyet gerektiren teknik
ve kritik görevleri icra eden 40 yaşını geçmiş Uzman Erbaşların durumu da göz önüne alınmalıdır.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞIMIZA BAĞLI KOMUTANLIKLARIMIZDA GÖREV YAPAN
UZMAN ERBAŞLAR İLE İLGİLİ, 3269 SAYILI KANUNA İLAVE EDİLMESİ GEREKEN
ÖNEMLİ BİR HUSUS
2803 sayılı Kanunun 13’üncü maddesi ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik
Komutanlığı Personel Yönetmeliği 2’nci maddesinde yer aldığı şekliyle, İçişleri Bakanlığımıza bağlı olarak
görev yapan Uzman Erbaşların, 3269 sayılı kanuna sadece nasıp, terfi mali ve sosyal haklar bakımından tabi
olduklarına dair, 3269 sayılı kanuna sadece bir cümlelik bir açıklama eklenmesinde çok yarar vardır.
Aksi taktirde; İçişleri Bakanlığına Bağlanan Komutanlıklarımızda görevli Uzman Çavuşların tabi
olduğu mevzuat maddelerinin neler olduğu, mesela T.S.K. İç Hizmetleri Yönetmeliğine mi? Yoksa
Jandarma ve Sahil Güvenlik Hizmet Esasları Yönetmeliğine mi? Yoksa her ikisine birden mi? Tabi
oldukları konusunda ki tereddütler yaşanmaya devam edecektir.
TÜM 5434 SAYILI KANUNA TABİ İŞTİRAKÇİLERİ İLGİLENDİREN,
BAHSE KONU KANUN TEKLİFİ KAPSAMINDA İSE ÖZELDE TÜM T.S.K. PERSONELİNİ
YAKINDAN İLGİLENDİREN EMEKLİLİK YAŞI KONUSUNDA
ÇOK ÖNEMLİ BAZI HUSUSLAR.
1. 5434 sayılı kanuna göre İştirakçilerin Emeklilik Yaşlarının Tespiti:
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, 5434 sayılı kanuna tabi çalışanların 08.09.1999 tarihi öncesinde
sigortası olanlar ve 08.09.1999 tarihi sonrasında sigortası olanlar olarak birbirinden ayrıldığı ve tabi olacakları
emeklilik yaşlarının bu ön kabule göre belirlendiği görülmektedir.
Bu durumun 5434 sayılı kanunun genel hükümlerine uygun olmadığı değerlendirilmektedir. Anayasa
Mahkemesinin 2001 tarihli ilgili iptal kararı sonrasında, 23.05.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4759 sayılı
kanun ile tekrar düzenlenerek bu günkü son hali verilen 5434 sayılı kanunun geçici 205’inci maddesinden;
“Emeklilik İçin Gerekli Hizmet Süresini doldurmasına 23.05.2002 tarihindeki KALAN süresi 22
tam yıl ve daha az olan herkesin 58 ve aşağısı kademeli geçiş yaşlarına tabi olması gerektiği”, dolayısıyla
gerekli hizmet süresini:
23.05.2002 tarihi ile 22 tam yıl sonrası olan 23.05.2024 tarihi arasında tamamlayan/tamamlayacak
herkesin 5434 sayılı kanunun geçici 205’inci maddesi kapsamına girerek kademeli geçiş yaşları sistemine dahil
olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Kanun Koyucunun 5434 sayılı kanuna tabi iştirakçiler için 1999-2002 yıllarında tasarladığı on yıllara
yayılan mümkün olduğunca dengeli ve orantılı kademeli yaş geçiş sistemi görülmeden, iştirakçiler için
08.09.1999 tarihi öncesi-sonrası sigorta giriş şartı ön koşulması hukuki olmadığı gibi, tasarlanan bu hassas
sistemi de bozacak, ortaya haksız ve hukuksuz birçok sonuçlar çıkaracaktır.
6
08.09.1999 tarihi öncesi-sonrası sigorta girişine göre iştirakçilerin birbirinden ayrılması sonucu
ortaya çıkan sorunlardan sadece ikisi aşağıda arz edilmiştir.
a. Örneğin, 07.09.1999 tarihinde ilk defa Uzman Çavuş olarak sigortalı olan A kişi ile, sadece iki
gün sonra 09.09.1999 tarihinde ilk defa Uzman Çavuş olarak sigortalı olan B kişi arasında; emeklilikte tabi
olunan yaşta 6 yıla, emekli olabilecekleri yaşta ise 9 yıla kadar çıkabilen çok büyük haksız ve orantısız
farklar oluşmaktadır.
Bu iki iştirakçinin “sigorta giriş ve hizmet süreleri arasındaki sadece 2 günlük farkın”, “emeklilik
yaşlarında 6-9 yıl arasında orantısız ve dengesiz çok büyük farka yol açmasının” Anayasal ilkelerimize,
hukukun genel kurallarına ve adalete uygun olmadığı ise tartışmasızdır.
b. 08.09.1999 tarihi öncesi-sonrası sigorta giriş şartı koşulmasının yanlış olduğunun bir diğer
göstergesi de şudur. 24.05.1999 tarihi ile 08.09.1999 tarihi arasında, “yani 08.09.1999 tarihinden önce” ilk
defa göreve başlayan bazı iştirakçilerin tabi olacakları yaş kanundan anlaşılamamaktadır.
Örneğin: 23.06.1999 tarihinde ilk defa sigortalı/iştirakçi olarak göreve başlayan, askerlik
borçlanması da olmayan bir erkek Sivil Memur, emeklilikte kaç yaşına tabidir.? Sorusunun cevabına bakalım.
Bu iştirakçinin 08.09.1999 öncesi göreve başladığı için 60 yaşına tabi olması hukuka uygun olmayacaktır,
23.05.2002 tarihindeki kalan hizmet süresi 22 tam yıldan fazla olacağı için de Geçici 205’inci madde
kapsamına da giremeyecektir, yani 58 ve aşağısı bir yaşa da tabi olamayacaktır. Görüldüğü gibi bu örnekteki
kişi için ister 59 yaşına ister 60 yaşına tabi olur denilmesi kanundan kaynaklı olmayacak, sadece yorum ya da
temenniden ibaret kalacaktır.
Sadece yukarıdaki bu iki örnekten bile 5434 sayılı kanuna tabi çalışanlar için “08.09.1999 tarihi
öncesinde sigorta giriş şartı aranmasının hukuka göre yanlış olduğu anlaşılmakta olup, iştirakçiler için
aranması gereken şartın “hizmet süresinin ne zaman doldurulduğu” olması gerektiğini görülmektedir.
Yani; 5434 sayılı kanunun kendisine özel olan FİİLİ HİZMMET ZAMMI SÜRESİ ile ASKERLİK
BORÇLANMASI SÜRELERİNİN, fiili hizmet süresine eklenerek KALAN Hizmet sürelerini düşürdüğü
ve böylece tabi olunacak emeklilik yaşını etkilediği görülmeden, kendileri için hizmet süresi önemli olan
iştirakçiler içinde “sigortalılık süresi aranması”, ortaya iştirakçiler açısından hukuksuz, orantısız ve haksız
birçok sonuçlar çıkarmaktadır.
2. 5434 Sayılı Kanun’a Göre Askerlik Borçlanması:
5434 sayılı kanuna göre; yapılan askerlik borçlanmalarının, iştirakçilerin fiili hizmet sürelerine eklenerek,
gerekli hizmet sürelerinin erken tamamlamalarını sağladığı, sigorta giriş/memuriyet başlangıç tarihlerini ise
etkilemediği görülmektedir.
Örneğin, 506 sayılı kanuna göre, askerlik borçlanması sigorta giriş tarihini öne çekebilmektedir. Çünkü
506 sayılı kanuna göre sigorta giriş tarihi ve önceden olan sigortalılık süresi önemlidir. 5434 sayılı kanunda
ise, sigorta giriş tarihinin yani önceden olan sigortalılık süresinin önemli olmadığı, önemli olanın Gerekli
Hizmet Süresi ile bu sürenin doldurulduğu tarih olduğu görülmektedir. Bu nedenle 5434 sayılı kanunda
askerlik borçlanması sigorta giriş tarihini öne çekerek değil, gerekli hizmet süresinin erken doldurulmasını
sağlayarak, tabi olunacak emeklilik yaşına etki etmektedir.
5434 sayılı kanuna göre, sigorta giriş tarihinin, yani önceden sigortalı olunan tarihin önemli olmadığı,
önemli olanın iştirakçilerin gerekli hizmet süreleri ile bu sürelerini doldurmalarına kalan sürelerinin
önemli olduğu düşünüldüğünde, askerlik borçlanmasının sigorta giriş tarihini öne çekmesinde de gerek
olmadığı anlaşılacaktır.
ANCAK; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 5434 sayılı kanuna aykırı bir şekilde, bu kanuna tabi olan
iştirakçiler içinde 08.09.1999 tarihi öncesinde sigorta giriş şartı koşulmasını ve iştirakçilerin tabi olacakları
emeklilik yaşının da buna göre belirlediği göz önüne alındığında, 5434 sayılı kanuna tabi iştirakçilerin
7
yaptıkları askerlik borçlanmalarının, sigorta giriş tarihlerini öne çekmesi gerektiği de doğal olarak ortaya
çıkmaktadır.
Yani; 5510 ve 506 sayılı diğer Sosyal Güvenlik Kanunlarına tabi çalışanlara tanınan bu hak, 5434
sayılı kanuna tabi olan iştirakçilere de verilmelidir. 5434 sayılı kanuna tabi ve 5510 sayılı kanunun 4/1.c
maddesi kapsamına alınmış olan iştirakçilerin diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi çalışanlar gibi yaptıkları
askerlik borçlanmalarının, borçlandıkları süre kadar sigorta giriş tarihlerini geriye çekmesi sağlanmalı,
böylece iştirakçilerin telafisi güç hak kayıplarına uğramaları engellenmelidir.
Bunun için 5434 sayılı kanuna bir tek cümle ilave edilmesinde çok yarar görülmektedir.
Konu hakkında en başta arz ettiğimiz Özeti tekrar etmek gerekirse:
1. Eğer mümkün ise “Uzman Erbaşların Yaş Hadlerinin 52 olarak” belirlenmesinin, Yaş Haddinin
55 olarak belirlenmesi halinde ise, hak ettikleri fiili hizmet zammı sürelerinin bu 55 yaşınsan indirilmesine ve
isteyenlerin 52 yaşında emekli olabilmesine imkan tanınmasının,
2. Son sözleşme yenileyebilme yaşının 55 olarak belirlenmesi halinde, 1986 yılında yürürlüğe giren
3269 sayılı kanunda yerine getirilmesi ön görülen görev ve hizmetlerin, 30 yaş ve altındaki insan gücüne göre
belirlendiğinin göz önüne alınması ile birlikte, 20-22 yaşındaki personelden beklenecek görev ve hizmetlerin
52-55 yaşındaki personelden de aynı şekilde beklenilmesine meydan vermeyecek bazı iyileştirmelerin
yapılmasının,
3. Uzman Erbaşların, Sözleşmeli geçici statüde değil, Kadrolu daimi statüde istihdamının,
4. İçişleri Bakanlığımıza bağlanan Komutanlıklarımızda görevli Uzman Erbaşların “tabi olduğu
mevzuat maddelerinin neler olduğu” konusunun netleştirilmesinin sağlanmasının, mesela T.S.K. İç
Hizmetleri Yönetmeliğine mi? Yoksa Jandarma ve Sahil Güvenlik Hizmet Esasları Yönetmeliğine mi?
Yoksa her ikisine birden mi? Tabi olduklarının açıklığa kavuşturulmasının,
5. Tüm 5434 sayılı kanuna tabi İştirakçilerin, özelde ise Uzman Erbaşların, Emeklilik yaşının
23.05.2002 tarihindeki KALAN hizmet sürelerine göre belirlenmesi gerektiğinin vurgulanmasının,
6. Diğer Sosyal Güvenlik Kanunlarına tabi çalışanlarda olduğu gibi, 5434 sayılı kanuna tabi tüm
iştirakçiler için de, yaptıkları borçlanma sürelerinin sigorta giriş tarihlerini öne çekebilmesinin
sağlanmasının,
7. 6000 sayılı kanun kapsamında, 45 yaş sınırı nedeniyle 1 ve 2’nci dereceye düşemeyen Uzman
Erbaşlara da, bu imkanın verilmesinin,
Devletimize, ilgili çalışanlara yani aslında Kamuya yarar sağlayacağını, saygılarımızla, bilgi, tensip ve
taktirlerinize arz ederiz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*